Kayıtlar

Update

Son havadisler şu şekilde : yetişkinliğin sıkıcı dünyasında monotonluğa şükrettiğim yerdeyim. Hastalık ve ölüm artık en büyük fobim. Yaşayasım var. En çok yaşamak istediğim anlar gezmek eylemini içeren anlar. Yeni bir şey öğrenme hevesimin közü de söndü. Bilime olan inancım kapitalist suçlar yüzünden azaldı. Evrensel değerler hala kalbimin derinliklerinde. Yüzyıllardır yaşandığı gibi yaşayıp ölmenin en doğal ve en doğrusu olduğuna kanaat getirdiğim için galiba üreyeceğim ve evrimsel hikayede var olacağım.

Aykırı çiçek

 Sezen’in hiç dinlemediğim bir şarkısı düştü az önce taymıma. Diyor ki “ şimdi sade kahve kıvamında her şey eksik her şey tamam” 

Hushh

Selam sessiz dünyam, İlkokulda öğretmenin sorusunun cevabını bilen ama parmak kaldırmayan kız büyüdü fikirlerini duyurmak yerine bi köşelerde not alıyor. Kendimi bildiğimden beri doğru olmak, haklı olmak yani kusursuz olmak istiyorum. Etrafımdaki doğrulara ve kusursuzluklara her zaman gözlerimi dikiyor kulaklarımı açıyorum . Ama sadece bunu yapıyorum. Gözlem. Eylem? Eylem yok. Kendimi oldukça küçük, sönük ve yetersiz görüyor, kusursuzluğun hayalini kafi buluyorum. Uygulama motivasyonunu bulmak gündeme geldiğinde öleceğimi de hatırlayıp kusursuz bir ölünün bir faydası olmayacağına kanaat getiriyorum. Yorulmaya değer bir uğraş edinemiyorum. Ziyan olup gidiyorum. İçimi yiyor, kapasitemi eritiyor, maceralardan kaçıyorum. Ama merak da ediyorum. Bildiğim sorunun cevabını söz alıp söyleseydim öğretmenin aferini bende neyi değiştirecekti? Yeterlilik hissiyatı domino etkisi yaratacak ve ben kendimi şu an hangi koltukta izleyecektim? O koltukta da kusursuz olmak ve haklı olmak derdiyle yorulmaya...

Aranıyor

Müslüman olduğum yıllarda müslümanların bilimsel ve ahlaklı olmalarını dert edinip sayfalarca tantana yapabilecek yorumlarım olurdu. Ateizme bakış attığımda onlara islamı- yaratıcıyı anlatmak için hevesli hevesli cümlelerim... Atatürkçülüğü sindirdiğimde islamcılara edilecek milyon çift lafım.. şu an öyle bir noktadayım ki savunmaya değer,  tükürük saça saça bir şeyleri iknaya uğraşmak için elimde hiç bir değer yok. Kendimi uzay boşluğunda gibi tarif etsem yerinde olacak. Ne islamcı aileme, ne milliyetçilik yaptığını sanan meslektaşlarıma, ne de dinleri yererken nefret dışında bir şey ekemeyen ateistlere laf anlatasım var. Mücadelesini vereceğim bir duruş bir dava yok. Haydi gelin bunu savunun bakın budur makuliyet diyeceğim bir fikir yok. Üret o zaman Zehra. O da yok. Vallahi ziyandayım billahi ziyandayım.

Help

Uzun zamandır düşünemediğimi daha doğrusu merak etmediğimi acıklı bir halde gözlemlemekteyim. Merak edip düşünüp bir şeyler kurcalayan Zehra artık bir şeyler üretmeli derken.. elindeki bulgurdan da oldu anlaşılan. Evreni, kaderi, var olmayı, yokluğu, sonsuzluğu kurcalayan üretemese de üretilenleri okumak için bir güdüye sahip Zehra’nın korktuğu başına geldi; içinde yanan merak ateşi söndü galiba. Vallahi bu benim sonumdur. Tekrar o meşaleye bir heyecan üfürüğü gereklidir. Sesini kıstığım hayat amacım yok çığlığımın yeniden yükselmesi için uygun bir zemindeyim. Beni böyle körelten beni sevmedim. Sanata dair okurdum bilimsel içeriklere göz yummazdım ne biliyim okuma listem hiç boş kalmaz aldığım kitaplar belirlediğim sürede biterdi. Ben beni bitiriyor şimdi korkuyorum. Ölüme kadar böyle giderse dünyanın en mutsuz ölüsü olacağım. Bir baltaya sap olmadan bir ağaç dikmeden ölemem. Çaresizim aklıma hiçbir fikir gelmediği gönlüme bir istek düşmediği için. Şengör ün de dediği gibi ziyan olup g...